Sivil Hayata Geçiş (2)

 

Faruk Yalçın ; çok iyi bir insan, çok iyi bir işveren idi. İşe başladığımda , kısa bir müddet

evvel, muhasebe işlerinde çalışan muhasebecinin, pek çok hata işlemiş olduğunu, muhasebe

kayıtlarına intikal ettirilmesi gereken, bazı kıymetli evrakların masasında bulunması,

yardımcı defterlerin, (Yevmiye, Defteri kebir, kasa ve muavin defterlerinin) uzunca bir

zaman muattal (Hareketsiz, boş) bırakıldığını, kayıtların işlenmediğini, tespit ettim ve

bunu yazılı bir raporla Faruk Beye ilettim.

Faruk Beyin kardeşi ve ayni zamanda ortağı olan Cengiz Yalçın Beye havale ettiği bu

sorunun çözülmesi için talimatta bulundu. Cengiz Yalçın Beyle yapmış olduğum istişare

(Danışma) sonunda sorunun giderilmesi hususunda beni görevlendirdi.

İş başa düşmüştü. Evvela muhasebe defterlerinin : (Yevmiye, Defteri Kebir, Kasa ve diğer

yardımcı defterlerin) yeniden işlenmesi teklifinde bulundum. Cengiz Bey :

'' - Nasıl olacak bu iş ! '' dedi. Cevaben :

'' - Noterde bir arkadaşım var. Ona danışarak ; bu problemi çözebileceğime güveniyorum.

Dedim. İşi organize ederek, eski tutulmuş defterlerin, sayfa adetlerine uygun olarak,

defterler tedarik edilecek, bütün muhasebe kayıtları bu yeni defterlere intikal ettirilerek

eski defterler ise ; (NOTER) huzurunda imha edilmek şartıyla, yeni defterlerin de noter

tasdikinden geçirerek, mutasavver ( Tasarlanmış, düşünülmüş, akla gelebilecek,olabilir)

cezalara karşı tedbirimi aldım.

Bu işlerin yapılabilmesi için, yazıhaneye ait anahtarların yeddime (Güvenilir kişiye)

şahsıma verilerek, gece yarılarına kadar, bil'fiil çalışmalarım olmuştu.

Bir gece yarısı Faruk Bey ikinci hanımı ile birlikte yazıhaneye geldiklerinde ben

çalışmalarıma devam etmekteydim. Faruk Beyle, ayaküstü karşılaşmamızda:

'' - Yarın bana hatırlat sana bir şeyler soracağım ! '' dedi.

Ertesi günü ; akşamüzeri beni odasına çağırarak ; unutmuş olduğum (Hatırlatmayı)

neden yerine getirmediğimi sordu ; safderane (Yiğitlikle) unuttuğumu söyledim.

Bunun üzerine :

'' - Susen Hanımdan 1.500.000.- TL.lık hamiline yazılı bir çek tanzim ettirerek ;

bana getir ! '' dedi.

Emri yerine getirdim. Hazırlanmış olan çeki kendilerine takdim ettiğimde :

'' - Bu çek senin. Gece mesailerine karşılık veriyorum. Yıl başında çoluk çocuğunla

inşallah iyi bir yıl geçirirsiniz ! '' dedi.

Faruk Yalçın Beyin, bir holding topluluğunda sahibi bulunduğu şirketleri sayarsak

Makyal İnş.ve Tic.A.Ş.

Makintaş Anonim Şirketi

Hazırbeton Anonim Şirketi

Makyal Enerji Sistem A.Ş.

Makyal Hıtziger A.Ş.

Makinal Anonim Şirketi

Mak Pazarlama A.Ş. Maktaş Anonim Şirketi

Makyal İnşaat A.Ş.

Emtaş Anonim Şirketi

Temsan Anonim Şirketi

Prefab Anonim Şirketi

Maktim Anonim Şirketi

Makyurt Limited Şirketi

Maktur Limited Şirketi

Maktel Anonim Şirketi

İnteç Anonim Şirketi

MAKYAL HOLDİNG A. Ş.

 

Bu şirketlerden ; Makyurt Limited Şirketi ile Hazırbeton Aonim Şirketi 'nin muhasebe

kayıtlarını, (Bilgisayar vasıtası ile ) bilfiil benim mes'uliyetime verilmişti. Zira her iki

şirketin (Maliyet Muhasebesi Yöntemleriyle) tutulması gerekmekteydi.

Makyal Holding grubu içerisinde (Maliyet Muhasebesi)'ni benden başka yapabilecek

bir elemanımız yoktu.

Çalışmalarımız kesintisiz devam ederken ; ( 1993 ) senesinde Siyasal Bilgiler Fakültesinden

almış olduğum bröve (Şahadetname) üzerine ; Faruk Yalçın Bey beni ''Genel Muhasebe

Müdürlüğüne'' atadı.

Yukarıda saymış olduğum Şirketlerin, konsolidasyon (Consolidation) (Birleştirme)

işlerini de bizzat yapmak üzere, yıl sonunda meydana gelecek kardan dolayı Maliyeye

verilmesi gereken beyannamelerin de benim tarafımdan yapılmasını emretmişti.

Ayrıca sözü edilen beyannamelerin imzalanması anında şahsen benim de bu merasimde

bulunmamı istemişti.

Şirket ortaklarının ; ''Yıllık Gelir Vergisi Beyannameleri''ni bizzat ben tanzim

ediyordum. Hazırlamış olduğum Beyannameler :


  • Faruk Yalçın

  • Cengiz Yalçın

  • Osman Yalçın

  • Ressan Öcal

  • A.İsmail Yalçın

  • Ayşe Yalçın

  • Yaşar Semra Yalçın

  • Hasan Tuncay

  • E. Hatice Öcal

  • Ersan Öcal

  • F.Neşet Yalçın

  • Cavid Oral

  • M.Şevket Gürtürk

  • Y.Fikret Gürtürk

  • A.Behiç Rayman

  • Özer Rayman

  • Abdullah Rayman

  • Meral Boray

  • A.Yılmaz Saracoğlu

  • Yasemin Tipi


Bu arada isimlerini kaydedemediğim dost ve arkadaşların beyannamelerini de acizane

tarafımdan tanzim edildiğini de derç etmek isterim.

Yukarıda bahse konu olan ; Siyasal Bilgiler Fakültesinden almış olduğum ''BELGE''nin

hikayesine gelince :

Sıhhiyede kiracısı bulunduğum dairenin kira bedelini, mal sahibinin vekil tayin etmiş

olduğu, mahallemiz berberi Haydar Efendiye teslim ediyordum. Ta ki mal sahibim olan

Siyasal Bilgiler Fakültesi Muhasebe Öğretmenlerinden olan Yüksel Koç (Hanımefendi)

ile tanışıncaya kadar.

Bir gün telefonla beni arayan, Yüksel Koç (Hanımefendi) :

'' - Kira kontratınızla birlikte bana kadar gelebilir misiniz ? Behiç Bey !. '' dedi.

Davetini kabul edip ; kendilerine ulaşabilmek için Fakültenin İdaresine başvurdum

Yanıma bir refakatçi verilerek ; Yüksel Koç (Hanımefendi)nin odasına ulaştım.

Yüksel Koç Hanım'ın bendeki intıbaı ; (Cami Yıkılmış Ama, Mihrap Yerinde) deyimine

uyan, gayet güzel bir hanımefendi izlemini vermişti.

Konuya girdiğimizde :

 

'' - Sizden bir ricam olacak, bir-iki dakikanızı alacağım ! '' dedi. Ben bir kitap yazdım,

(Telif hakkından dolayı , sizden almış olduğum kira bedeli ile birlikte , vergi beyanında

bulunursam, çok büyük bir meblağı Maliyeye vergi olarak ödemek zorunda kalacağım.

Ancak siz, kira kontratını imha ederseniz, bana çok büyük bir iyilikte bulunmuş

olursunuz) dedi. O anda cebimde bulunan kontratı (Sözleşmeyi) çıkararak sekiz

parçaya böldüm ve masası üzerine bıraktım. Yüksel Koç Hanım :

'' - Ne yaptınız Behiç Bey !. Ya size bir zarar vermek niyetinde olsaydım, ne yapardınız.?''

Bu minval üzere konuşmalarımız saatlerce devam etti.

Meslekten olmam ; konulara hakim oluşumuz dolayısıyla da aramızda bir sevgi halesi

oluşmuştu. Belki dersi vardır kanısı ile kendilerinden müsaade ricasında bulundum.

Bunun üzerine Yüksel Koç Hanımefendi söz alarak ;

'' - Behiç Bey !. On gün sonra fakültemizde bir kurs açılacak. Sizin de ilgi duyacağınızı

tahmin ettiğim ; kursumuzun konusu : (STANDART ÖLÇÜLERE NAZARAN :

MALİYET MUHASEBESİ) DİR. Sizi de aramızda görmekten mutlu olacağız.''

Ben kendilerine ; üniversite mezunu olmadığımı, Lise II.den terki-tahsil ettiğimi,

söyledim. Bana ;

'' - Ben durumu idare ederim. Siz sadece (12.50) TL.ve iki resimle bana getirin.!''

dedi. Dediğini yaptım. Kurs (Altı Ay) devam etti. Yüksel Hanımın dersleri sonunda :

'' - Behiç Bey !. Beni bekleyin, sizi arabamla evinize bırakayım! '' dediğinde, sınıfımızda

bulunan ( 47 ) adet güzide eleman tarafından ; ''Ooooooo !'' nidasına cevaben :

'' - Ne oluyor? Ne var? O benim hocam !.'' diyordum.

Öğretmen-Öğrenci olarak münasebetimiz dolayısıyla ; dedikodulara mahal vermemek

mülahazası (Düşüncesi) ile Yüksel Koç Hanımefendiyi, evimizde verilecek bir çay partisine

davet ettim. Maalmemnuniye (Seve Seve) kabul etti. Eşimle tanışması çok hoş oldu.

Huzurlarıyla beraber çok güzel bir gün geçirdik.

Kurs ; altı ayın sonunda sona erdi. Kursun bitiminden, bir hafta sonra da imtihan (Sınav)

günü geldi-çattı.

Fakültede bir sınıfta toplandık. Ben yanımda getirmiş olduğum (Hesap Makinesi)ni

göstererek ; '' - İmtihanda istifade edebilir miyim ? '' İmtihan sorumlusu :

'' - İçinde kopya yoksa kullanabilirsiniz !. '' dedi. Hesap makinesinin arkasını açarak, inceledikten sonra bana tekrar iade edildi.

İmtihanda sorulan on soruya , hesap makinesinin de yardımı ile soruları çabucak

cevaplandırdım. Yerimden kalkarak imtihan sorumlusuna kağıtları verdiğimde ,

Müşahit olarak imtihanda bulunan Yüksel Koç Hanım :

'' - Yapmadın mı ? Dedi. '' Cevaben '' - Çok kolaydı, hepsini yaptım hocam ! '' dedim.

İmtihanı birincilikle bitirdim. Tarafıma ve adıma verilmiş olan ''Diploma''yı evimin en

güzel bir köşesinde hala asılı durmaktadır.

Bu olay ;iş yerinde aksülamel (Tepki) yarattı.

Faruk Yalçın Bey ; aylık ücretime zam yaparak ; Taltifte ''Ödüllendirmede'' bulundu.

Ayrıca evvelce de yazmış oluğum üzere ; beni (Genel Muhasebe Müdürlüğüne) atadı.


Kurs imtihanları bittikten sonra ; kurs görmüş olan elemanlar bir araya gelerek ;

öğretmenlerimize, ''Washington Restauran'' da bir akşam yemeği vermeyi önerisinde

bulundular. Evvelce de bahsetmiş olduğum ( 47 ) güzide elemanın iştirakleriyle

müşterek havuzda topladığımız para ile lokanta arasında antlaşma yapıldı.

Ayrıca her bir öğretmene birer buket çiçek vermek suretiyle de öğretim yorgunluğuna

karşılık taltifte (Gönül Alma) bulunduk.

Çok güzel bir akşam yemeği yendi. İsteyenler içki de alabildi.

Gecenin ilerleyen saatlerinde ; kurstan bir arkadaşım :

'' - Behiç Bey ! Yüksel Koç Hanım içkiyi biraz fazlaca kullandığından, rahatsızlanmadan

önce, Lütfen evine götüre bilir misin ? Dedi.

Bir taksi tutarak, Yüksel Hanımı evine götürdüm. Bilahare öğrendiğime göre ; Milli

İstihbarat Teşkilatında görevli ağabeysinin teşekkürlerine karşılık :

'' - Bu bir görevdi Beyefendi!.'' dedim.

Yüksel Koç Hanımefendi, yıllarca sonra evlenerek ; (YALKIN) soy adını aldı.

Kulakları çınlasın.

Bana ithaf (Sunduğu) ettiği, imzalı kitabını kütüphanemde hala muhafaza ederim.

 

SOSYAL HAYATIM

1952 Yılının Ekim ayında askerlik görevimi ikmal edip; sivil hayata intibak (uyuşma)

etmemle birlikte, ailemin baskısıyla, evlenme çağına gelmiş olduğumu hissetmeye

başlamıştım.

Tahsilim ve askerlik hizmetimin bitiminde ; ( 25 ) yaşımda hayatı toz pembe gören

delikanlı misali ; kalbimi çalacak güzelin (!) hayali ile günlerimi geçirmekteydim.

''AŞK'' ve aşkın acı ve tatlı tepkilerini o güne kadar okumuş olduğum romanlar ile

tanıştıklarımın ; yazılı olmayan, aşk hikayelerinden elde edebildiğim, bilgilerle

mücehhez ( Donanmış) bir kişi olup ; bu konudaki tecrübesizliğimi benliğimde

hissetmekteydim.

''AŞK'' ve ''SEVGİ''nin iki ayrı mevhum (Var olma) olması beni zaman zaman derin

düşüncelere sevk eden ve çözmem gereken bir ''MESELE'' haline geliyordu. Sonuca

ulaşmanın ; mümkün olmadığını ; ''SEVGİ''nin mi ''AŞK''a ; ''AŞK''ın mı ''SEVGİ''ye dönüştüğünü henüz keşfedememiştim.

Zamanı geldiğinde , ister sevgi ile isterse aşk ile dolacak kalbimizin, daha doğru bir

ifadeyle , kalplerimizin barışıklığını tescil eden '' EVLİLİK BAĞI''nın ''AŞK HAYATI''nın

bir başlangıcı mı yoksa sonucu mu olacağını da henüz bilmiyordum. Yalnız şunu gayet

iyi bilmekteydim. Evlilik insan soyunu sürdürmek amacıyla, insan oğluna kurulan bir

tuzaktı. Aşk ; güzelliğin doğurduğu bir çekiciliktir. Gerçek güzellik ise ; düşünceyle

kavranabilen güzelliktir. Bütün bu hassalara sahip olan kişi , ESKİLERİN DEYİMİYLE

''insan'ı kamil'' ''olgun'' ''erişkin'' insan sınıfına dahil olan kişidir. Bu mertebeye

(aşamaya) varmadan, lise talebeliği çağında, okula giderken, karşılaştığım ufak tefek

cici bici bir kızcağıza karşı duymuş olduğum, fakat kelimelerle izah edemeyeceğim,

bir duygu fırtınasına tutulmuştum. Bu halimi , samimi olduğum arkadaşlarıma

anlattığımda, bu hissin ''PLATONİK AŞK'' denilen, tek taraflı, fakat ideal olan

bir sevginin tezahürü (belirme) olduğunu söylemişlerdi. Bu öyle bir duygu ki

bahsetmiş olduğum kızın ; görüş ufkuma girdiğinde ; kalbimin hızla attığını, ağzımın

kuruduğunu, ve tatlı bir raşenin (Ürperme, ürperiş, titreme) esiri olduğumu

samimiyetle ifade etmek isterim. Bahis konusu olan kızın adını, arkadaşlarımın

vasıtasıyla öğrendiğimde ; adını yüzlerce defa kağıtlara yazmakla, teselli bulabiliyordum.

Evvelce edebiyatı çok sevdiğimi kaydetmiştim.

Boş zamanlarımda ve mütalaada ( 0kuma, inceleme) şiir denemelerinde bulunmaktaydım.

Uzun çalışmalardan sonra; hayalini kurduğum kızın adı olan (ERÇİN) 'e ''AKROSTİŞ''

tarzında şöyle bir şiir yazmıştım :

Ellerinle dertleri yükledin bana,

Ruhuma bin zehir akıttın benim

Çileyi içsem de ben kana kana

İçime ak benim, güzel Erçinim.


Nedamet istemem, seversen eğer

İçinden bir parça, kopar ver bana

Murada erersem, bin ömre değer

Elbette ki bu canı, veririm sana.

Bu şiirimi gündelik gazete olan (Posta Gazetesinde) yayınlattım.

Ama ne gariptir ki adı geçen (ERÇİN) 'in bu şiirden haberi olmadığı gibi, kendileri ile de

Hiçbir zaman tanışmamız bile mümkün olamadı.

Ancak ; anısı belleğimin bir köşesinde saklıdır.

Aile toplantılarında ; eşim sitemde bulunarak ;

'' - Ben senin, elli beş yıllık eşinim. Benim için ufacık da olsa bir şiir yazmadın !.

Bu tariz (taş atma, dokundurma, takılma) üzerine çok ama çok sevdiğim eşime

de şu şiiri yazdım.


YAŞANMIŞ AŞK

 

Seninle geçen günleri , coşku ile yaşadım.

Ömrümün baharını, saçlarında sakladım,

Verdi meyvelerini, sımsıcak dudakların

Aşkımın bahçesinde, yayıldı leylakların

Mis gibi kokuların.


Bembeyaz kollarında, yapayalnız bir akşam

Buğulandı gözlerim, hüzün doldu içime

Kalbe giden yollarda...

Kır düştü saçlarıma, belgesi sevdamızın

Elli yılın sevgisi, sürsün sonsuza kadar

Son aşkın baharında...

 

Ölümün soğuk eli tenime değdiğinde :

Aşkımı anacağım.

Sonbaharda dökülen sarı yapraklara

Yaşanmış aşkımızın

Anısını yazacağım..,


Bana ''aşkı'' ve ''sevgisini'' sunan ; canım, ciğerim, bütün varlığım olan (ŞEVKİYE)m

ile ilk karşılaşmamın, belleğimde olan anısını şöyle izah edebilirim.

Onu tanıdığım anda ; kanımın ateşlendiğini, kalbimin yerinden kopup ; büyük bir balon

misali, gökyüzünün sonsuzluğunda kaybolacağını hissetmekteydim.

ellerim, ellerini kavradığı anda, elektrik akımına yakalanmışcasına sarsılan vücudumuzun

hayatımın sonuna kadar ; tekrar tekrar yaşayarak sonsuza dek süreceğine kaniyim.

Büyük bir aşkla bağlandığım biricik eşim, bana sahibi olduğum, en değerli varlıklarım

olan evlatlarımı armağan etti.

Her yavrumun dünyaya gelişinde ; mavi gözlerinin pırıltısını , dünyadaki en kıymetli

mücevherlerin ışıltısı ile mukayese (karşılaştırma) etmem bile bahse konu olamaz.

Bugün birlikteliğimizin ( 55 ) inci yılını idrak etmekteyiz. Eşimin varlığı ; benim en büyük

mutluluğumdur.

Sekiz yıl evvel geçirmiş olduğum ; kalp krizi esnasında, komaya girmeden evvel,

'' - Ne olur beni terk etme ! Beni yalnız bırakma...''

Diye çırpınan, büyük aşkımın (eşimin) yalvarışın ve yakarışlarının , bir karşılığı olarak

(Cenab'ı Hakkın) bahşetmiş olduğu hayatımı, ona bağışlamış bulunuyorum.

Bugün ise ( 82 ) inci yaşımı sürdürmekteyim.

Hayatta kaldığım sürece ; onu (eşimi) ilk tanıdığım anda hissetmiş olduğum ve adına

''Büyük Aşk'' diyeceğim sevgi ile sevmeye devam edeceğim ta ki gözlerimi hayata

kapatacağım ana kadar.

İyi bir aile yaşantım ve iyi bir işim vardı. Patronum Faruk Yalçın Bey tarafından takdir

ediliyordum. Bana vasi (geniş, engin) salahiyet (yetki) vermişti.

İşlerimin arasında ; anonim şirketlerin ''Olağan'' ve ''Olağan üstü'' toplantılarını benim

organize etmem hususunda Faruk Yalçın Beyin kesin talimatları vardı.


Genel kurul toplantılarının, bütün detaylarını ben kaleme alırdım. Yıl sonu bilançolarının

tahlilleriyle ; hazirun cetvelinden başlayıp, faaliyet raporu, hatta denetçi raporundan gayri

vekaletnameleri ile vekillerin seçimlerini şahsen ben tertip ederdim.

Mart ayı ; benim için yorucu çalışmalarımın ideal aylarındandı.

Her yıl sonunda ; beş veya altı anonim şirketinin hukuki sorumluluğuna muhatap

oluyordum. Bu durum yıllar yılı devam etti. Ta ki (1.Mayıs.1983) yılına kadar.

Bu tarih benim ; Sosyal Sigortalar Kurumundan (EMEKLİ) olduğum tarihtir.

Emekli olan bir şahsın, emekli olduktan sonra, başka bir iş yerinde veya ayrıldığı

şirkette tekrar işe alınması, İş Kanunu'nun amir hükmü gereğince mümkün değildi.

Ancak ; bağlı bulunduğu Maliyeye müracaat ile (Serbest Meslek Erbabı) statüsüne

tabi olmak kayıt ve şartıyla, yeniden çalışma imkanı sağlanabiliniyordu.

Ben de ticari işletme defteri tutmak ve yıl sonunda müstakil beyanname vermek

şartı ile Faruk Yalçın'daki görevime aynen devam etmek imkanına kavuşmuştum.

Emekli olmadan evvel ; bordroya tabi ''Müstahdem'' emekli olduktan sonra da

''Serbest Meslek Erbabı'' olarak çalışmalarıma devam ettim.

ilk nazarda ; çalışmalarımda, hissedilir derecede azalma meydana gelmişti.

Zira ; Genel kurul toplantılarının benim organize etmem,hukuki yönden mahzurlu

olup (Statü gereğince) bumdan böyle toplantıların, Şirket avukatlarının mes'uliyeti

tahtında yapılması da kanun gereğiydi.

Ay sonlarında mesailerime karşılık ; kesmiş olduğum ''Serbest Meslek Makbuzu'' ile

ücretimi almaktaydım.

 


Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !