Luigi Ferdinando (2)

 

Osmanlı ordusunun mağlup olmasındaki etken Veziriazam Fazıl Paşa'nın alnından vurularak şehit olması ordunun bozguna uğramasına sebep oldu. Savaştan sonra da barışın akt edilmesi hususunda da yine ben aracılık ettim. Felaket ve zorluklara tahammül hususun da Osmanlı Türkleri gösterdikleri direnç ve sabır diğer milletler gösteremezler.

Ben Salankamen Savaşı'na takiben 1692 senesinin kış zamanında tekrar İstanbul'a dönmüş bulunuyordum.


12. Marsigli'nin II.Sultan Ahmet'le görüşmeleri.

Yeni İngiltere Büyük elçisi de İstanbul'da ve edirne'de iki defa II.Sultan Ahmet'in huzuruna çıktılar. Elçi yanında meşhur tarihçi Marsigli'yi de getirmişti.İyi Türkçe bilen Kont Marsigli,imparator tarafından barış istemek için gönderilmişti. Ancak, Almanya'nın istekleriyle,Osmanlı'nın barış şartları bambaşka olduğu için görüşmelerden bir netice alınamadı.

Marsigli ertesi yıl,İngiltere Büyükelçisi Harbond'un tavassutuyla yeniden Viyana'dan İstanbul'a geldi. İmparatorun sulh şartlarını tekrar bildirdi.

Bu talepleri de reddedildi..


13. Marsigli'nin Zenta Savaşına Katılması.(11.9.1697)

Zenta muharebesine katılan tarihçi Kont Marsigli şöye anlatıyor;

Segedin'in 40 km. güneyinde ve Subotica'nın 35 km. güneydoğusunda,o zaman bir köy olan Zenta'ya varmak için Osmanlı ordusu 9 köprüden geçmek mecburiyetinde idi. Bu savaşa Padişah II.Sultan Mustafa Han da katılıyordu.

Ancak son köprüye ulaşıldığında düşman topçusunun ateşi başladığı zaman II.Mustafa ve Sadrazam, mümkün olduğu kadar kuvveti,köprüyü geçmek için geçişi çabuklaştırdılar. Ancak köprüye fazla askerin yığılması ile köprü bir yerden bel verdi. Diğer bir yerden de düşman topçusunun isabetini alarak köprü çöktü. Binlerce asker Tisa'ya döküldü. Köprü yıkıldıktan sonra Osmanlı ordusunun geçemeyen kısmı,nehrin berisinden geçen tümenlerin düşmanla vuruşmasına seyirci kaldılar Prens Eugen askeri dehasını bu saatlerde de gösterdi.

11 Eylül 1697 günü geçen bu dehşetli Meydan Savaşında,Alman kaynaklarına göre 20.000 Türk askeri,Alman silahları karşısında şehit düştüğü gibi 10.000'i de nehirde boğuldu.

Bu suretle II.Mustafa 100.000 kusür kişilik ordusunun 30.000 ini kaybetmiş oluyordu. Çok ağır bir neticeydi.

Padişah II.Mustafa, süvarisiyle sükunet içerisinde Tameşvar'a çekildi.

Bu savaştan sonra, Macaristan'da Osmanlılar'ın elinde kalan kalelerden Varat hariç açlıktan Almanlar'a teslim oldu. Varat'daki Türk garnizonu,açlıktan çok ıstırap çekmesine rağmen mukavemete devam etti. Ancak uzun bir muhasaradan sonra Vire ile teslim oldu.

Osmanlıların, Macaristan ile artık hiç bir ilgileri kalmamıştı. Macaristan'ın kaybı ve netice itibariyle,bütün savaşın,Osmanlıların yenilgisiyle bitmesine sebep olan Zenta bozgunu, Osmanlı tarihinin en kötü olaylarından biridir. Bu savaşta II.Mustafa Macaristanı geri alacak zaferi kazanacağını ümit ediyordu.


14. Marsigli'nin Karlofça barışında savaş konseyinde üyeliği.

II.Viyana kuşatması'yla başlayarak 16 yıl süren savaşa son vermek için Osmanlı devletiyle Kutsal Birlik'i oluşturacak Avusturya Venedik Polonya (Lehistan) arasında Karlofça kasabasında 26 Ocak 1699 ve Rusya ile bunun devamı olarak İstanbul'da 14 Temmuz 1700'de imzalanan barış antlaşmasıdır.

Batı ve Kuzey sınırlarında dört ulus'un ordularıyla yıllarca süren savaşlar sonunda yıpranan,hazinesi boşalan,giderek ağırlaşan vergiler yüzünden bunalan halkı tepki göstermeye başlayan ve pek çok askeri kırıldığından savaş gücünü yitiren Osmanlı Devleti, özellikle Zenta yenilgisi'nden 11 Eylül 1697 sonra,barış arayan tutum içerisine girdi.

Sadrazam Amcazade Hüseyin Paşa, İngiltere ve Hollanda'nın İstanbul elçileri aracılığıyla Osmanlı Devleti'nin barış istediğini Avusturya'ya bildirdi.(7 Nisan 1698) Avusturya Devleti 24 Nisan 1698 de barış antlaşmasının yapılacağını bildirdi.

Daha sonra Kutsal birlik'i oluşturan devletlerin temsilcileri Viyana'da kendi aralarında toplanarak Osmanlı Devleti'nden neler isteyeceklerini kararlaştırdılar.

Amcazade Hüseyin Paşa,Padişah Sultan II Mustafa'nın seçtiği Türk delegeleri Reisülküttap Rahmi Mehmet efendi ile divan-ı hümayun çevirmeni olan fenerli Rum Aleksandhros Mavrokordatos efendi'yi Belgrad'a gönderdi. (5 Mayıs 1698)


Türk delegeleri burada , ara bulucu elçilerle Osmanlı Devleti açısından görüşme protokolünü hazırlayıp tamamladılar. (23 Temmuz 1698)

Sonra da yine onlarla bir arada BELGRAD'dan KARLOFÇA'ya hareket ettiler.(20 Ekim 1698)Ayni gün tüm cephelerde ATEŞKES ilan edildi.

Önce KUTSAL BİRLİK DELEGELERİ (23 Ekim 1698) ertesi günde TÜRK DELEGELERİ'yle

elçiler KARLOFÇA'ya geldiler.

Bu protokol görüşmeleri (20 gün) sürdü.

Toplantının ilk oturumu (13 Kasım 1698)'da açıldı. (75) gün süren ve (36) oturumda tamamlanan

toplantılar sonunda, TÜRK DELEGELERİ, DÖRT DEVLETLE ayrı antlaşmalar imzaladılar.

(20 maddelik antlaşma)

Bu savaş konseyinin başkanı : Mareşal WOLFGANG VON OETTİNGEN, Mareşal VON SCHLİCK, (iyi türkçe bilen) COUNT MARSİGLİ, Baş çevirmen TALMAN ve genel sekreter

TİL'in AVUSTURYA'nın ; COUNT MALACHAOWSKİ POLONYA'nın, CARLO RUZZİNİ

VENEDİK'in, ; PROKOP BOGANOVİÇ VASNİTSİNOV , RUSYA'nın, RAMİ MEHMET EF.

İle A.MAVROKORDHATOS. Türkiye temsilcisi olarak ve iki elçinin de ara bulucu sıfatıyla

katıldılar.(13 Kasım 1698)

Rus Delegesi ; daha başlangıçta KERÇ KALESİ kendilerine bırakılmadıkça, barışı imzalamıyacağını ve toplantıya gözlemci sıfatıyla katıldığını bildirdi.

Ancak iki devlet arasında, iki yıllık ATEŞKES imzalandı.(24 Ocak 1699)

İki gün sonra da antlaşmaların törenle imzalanması üzerine KARLOFÇA BARIŞI'nın yapıldığı konferans sona erdi.(26 Ocak 1699)

Daha sonra da RUS DELEGESİ'yle İSTANBUL'da açılan ve (5 Ay) süren görüşmeler sonunda

RAMİ MEHMET EFENDİ TARAFINDAN, KARLOFÇA'nın devamı niteliğinde olan antlaşma

imzalandı.(14 Temmuz 1700)

(14 maddelik bir antlaşma)


N O T


KARLOFÇA BARIŞI (26 Ocak 1699) sabahı saat 10'oo da barış imzalanmak üzere,konferans başlatıldı. (75 günde) (36 Oturum) akt'edildi.

İmza töreni : 11'45 de yapıldı.

İmzalar alındıktan sonra : barışın imzalandığı İSTANBUL'a, EDİRNE'ye, VİYANA'ya

VEN EDİK'e, VARŞOVA'ya ve LONDRA'ya bildirildi.


KARLOFÇA BARIŞI :


TÜRKİYE - ALMANYA arasındaki SAVAŞ : 15 yıl, 9 AY, 25 gün,

TÜRKİYE - LEHİSTAN arasındaki SAVAŞ : 15 yıl, 4 AY, 9 gün,

TÜRKİYE - VENEDİK arasındaki SAVAŞ : 14 yıl, 6 AY, 12 gün,

TÜRKİYE - RUSYA arasındaki SAVAŞ : 9 yıl, 7 AY, 27 gün

savaş haline son veriyordu.

Konferansa üçüncü ALMAN MURAHHASI olarak katılan

LUİGİ FERDİNANDO COUNT DE MARSİGLİ ( 12 )

toplantıya katıldı. Şimdiye kadar gen müzakereleri bizzat

İMPARATOR'a bildirmek üzere VİYANA'ya hareket

etti.


KAYIPLAR :


AVUSTURYA'ya 250.000 Km.2

VENEDİK'e 42.000 Km.2

POLONYA'ya 45.000 Km.2

RUSYA'ya 20.000 Km.2


Cem'an : 357.000 Km.2 lik toprak bırakıldı.


15. BREİSACH KALESİNDEKİ GÖREV : ,

1703 Yılında, LUİGİ FERDİNANDO COUNT DE MARSİGLİ (45) yaşında olup ; askerlikle ilgisini

kesmemiştir. Devletler arası (Kutsal İttifak)

kararları gereğince ; Almanya'nın AFC'nin güneybatısında

(Baden Württenberg) eyaletinde (Ren) ırmağının sağ

kıyısındaki önemli kalelerinden biri olan (Breisach

Kalesi)'nde ikinci adam olarak, görevlendirilmiştir.

Bahse konu olan kale ; (1648 Yılında Fransızların

egemenliğine girmiş olup ) 1697 Yılında Avusturyalılara

geri verilmiştir.

(Kutsal İttifak )'ın konusunun irdelenmesine gelince :

(31.Mart.1683) tarihinde ; Avusturya, Lehistan, Almanya

bilahare Rusya'nın da katılımı ile Osmanlılara karşı

müşterek savunmaya ve savaşmaya dayanan bir

antlaşma yapılmıştı.


  1. LUİGİ FERDİNANDO COUNT DE MARSİGLİ'nin ,

1679 ve 1680 Yıllarında, İstanbul'da tarihi araştırmalar yaptığı zaman, ayrıca Türklerin

sosyal yaşamlarını da gözlemlemekteydi.

Çok geniş bilgi hazinesine sahip olduğu eserlerinden

öğreniyoruz.

İstanbulda bulunduğu esnada ; İstanbul halkı, aile

reislerinin serbest zamanlarında, kahvehanelere

gitmek suretiyle eğlendiklerini de izlemişti.

Kahveler ; kozmopolit, (Çeşitli uluslara ait halkın

bulunduğu topluluk) bir topluluğu meydana

getirmekteydi.

Başıboş işsizler, nükte sahibi kimseler, edebiyatçılar

sözünü ettiğimiz kahvehanelerde hoşça vakit

geçirmeye, kahvelerini yudumlarken ; tavla,santranç

ve buna benzer oyunlarla, vakit geçiriyorlardı.

Ayrıca şairler de yeni şiirlerini dost ve ahbaplarına

okuyarak, onlardan bu konuda fikir sahibi

olmaktaydılar.

Böyle yerlere ; şaka yolu ile (Mektebi İrfan)

deniyordu.

Kahvenin ilk önce hangi tarihte İstanbula gelmişl

olduğunu araştırdığımızda ; (Kanuni Sultan

Süleyman) (1530-1566) zamanında, AFRİKADAN

Habeşistan Valisi, Özdemir Paşa tarafından, Yemen

yolu ile İstanbula getirilmiş olduğunu öğrenmiş

oluyoruz.

Kahve işlenmek sureti ile içilecek duruma getiriliyordu.

İstanbulda ; ilk kahvehane ise : Biri Şamlı diğeri

Halepli olan iki kişi tarafından. (1554) Yılında açılmış

idi. Ancak bazı din adamlarının, gözlemleri neticesinde

İşsiz, güçsüz kişilerin de kahvelerde toplanmaları

aksülamel (tepki) yaratmaktaydı.

Durumu nazarı dikkate alan Padişah III.Murat

(1574-1595) ve I.Ahmet (1603-1617) zamanlarında

Kahve ve kahvehaneler için, yasaklar kondu.

Ancak yasaklar uzun sürmedi.

Bilahare ; Murat IV. (1623-1640) yıllarında yine

bir ferman ile kahve ve tütüne tekrar yasak

getirildi. Kahve içtikleri tespit edilen birçok kimse

asılarak idam edildiler.

Murat VI. 'den sonra, iktidar olan, Mehmet VI.

(1648-1687) zamanında ise sokaklarda kahve

satışı ile kahvehanelere izin verildi.

Bunun üzerine din çevrelerinden, din adamları

tarafından, kömür haline gelmeyecek bir şekilde

kavrulmuş kahvenin, ''Haram Olmadığı) yolunda

fetva verdiler.

Yalnız İstanbulda değil ; Avrupada da kiliseler

kahveyi ; ''Şeytan İçeceği'' diyerek yasaklamışlardı.

Buna rağmen Marsigli, (1685) Yılında yayımladığı

eseriyle : (KAHVE)'nin tanımını yapmış,

(BEVANDA ASİATİCA) adı altında, kurduğu

şirketle de kahve ticareti işi ile de uğraşmıştır.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !